Yunanistan Yurt Dışı

Midilli İçin Öneriler

29 Temmuz 2016

Yunanistan artık neredeyse ülkemizin bir sayfiye şehri oldu. Sabah çıkıp balık yemeğe gidenleri duyduğum gibi, yaz tatillerinin de vazgeçilmez yerleri arasına girdi son yıllarda. Bayram zamanlarını saymazsak, huduttan geçiş de eskiye göre çok kolaylaştı. Böyle olunca da hem ucuzluğu, hem yakınlığı, hem de denizinin temizliği ve güzelliği insanımız için bir cazibe merkezi haline getirdi komşu kıyıyı. Eh bir de gittiğinizde kendinizden çok şey buluyorsunuz ya – cacık, Türk kahvesi, salata, rakı – yurt dışında tatil için en büyük sebeplerden bana göre.

Geçtiğimiz günlerde bizim de yelkenliyle bir Yunanistan maceramız oldu hatırlarsanız. Hatırlamadık ya da bilmiyorduk diyenler için TIK TIK. Kalamış’tan çıkıp Yunanistan’ın Lesvos adasına, daha bilinen adıyla adanın başkenti Midilli’ye gittik. Yelkenliyle Midilli’ye nasıl gidilir diye soracak olursanız bir önceki yazımı okumanızı öneririm.

Midilli

Lesvos, yüzölçümü ile Yunanistan’ın en büyük üçüncü adası ve Türkiye’ye çok yakın. Ayvalık’tan feribotla bir buçuk saatte ulaşabiliyorsunuz. Adanın sahilleri çok uzun ve alabildiğine kumsal. Bununla birlikte araba kiralayıp gezerseniz yollar o kadar da rahat değil. Dar ve çok virajlı olduğundan iyi bir sürücü olmak gerek.

Lesvos

Adanın merkezi olan Midilli, gecesi ve gündüzü ile bir başka güzel. Midilli yüzölçümü olarak büyük olsa da nüfus sanıldığının aksine oldukça az. Binalar Türkiye’yi çok fazla aratmıyor, şehir içinde yapılaşma fazla olsa da özellikle limanda barok tarzındaki kubbesi ile dikkat çeken Aziz Therapon Kilisesi gündüz güzelliğinin yanısıra gece ışıklandırmasıyla son derece etkileyici.

Midilli gece

Midilli’de denize girecek yerler kadar doğal güzellikler ve tarihi yapılar için de vakit ayırmanız gerekebilir. Fakat bizim gibi ergenle giderseniz daha çok deniz ve akşam güzellikleri için öneriler sıralayabilirim.

MOLİVOS

Diğer adıyla Mithimna adanın kuzey ucunda bulunan ve gidenlerin hepsini kendisine hayran bırakan, Ortaçağ’dan kalma bir kasaba. 1965 yılından beri koruma altına alınan kasaba belki de bu nedenle özel karakterini koruyabilmiş. Harika bir manzaraya sahip kalenin eteklerine kurulmuş köyde taş evler çoğunlukta ve birbirine yapışık durumda. Kireçle boyanmış beyaz duvarlara lacivertle oya yapılmış gibi duran pencere önündeki rengarenk sardunyalar eşlik ederken fotoğraf çekmeden duramıyorsunuz. Yunanistan’da en sevdiğim şeylerden biri de bu. Molivos gündüz çok güzel gece ise büyüleyici. Yıldızların yeryüzüne indiğini düşünüyorsunuz ya da tüm kasabayı ateş böcekleri sarmış. Işıl ışıl. Giderseniz kaleye çıkıp gün batımını izlemenizi öneririm. Arabayla çıkılıyor merak etmeyin, yoksa biraz ürkütücü gelebilir.

Sigri

Molivos

IMG_4233

Molivos sahilden Petra’ya giderken yolda gördüğünüz her plajın denizi harika. Su ilk girişte soğuk gibi görünse de çok kolay alışıyorsunuz. Plajda güneşlenirken ya da denizde her an bir Türk ile karşılaşabilirsiniz. Daha doğrusu Türk dışında bir grup görmek daha zor.

Molivos

SİGRİ

Bir köy bu kadar küçük olup ancak bu kadar dinlendirici olabilir. Bir dahakine birkaç gün kalmayı hayal ederek ayrıldığım Sigri, adanın en sevdiğim yeri oldu diyebilirim. Midilli’den yaklaşık yüz kilometre uzaklıkta olup yolu oldukça virajlı ve dar. Kısacası ulaşımı ne kadar zor olursa olsun sonunda ulaşacağınız deniz, huzur ve yemek yiyeceğiniz harika bir restoran için gitmeye değer. Adanın en batı ucunda bulunan Sigri, bir balıkçı köyü olup ilk sakinleri, cezalarını çekmek için oraya sürgün edilmiş Türklermiş. Singrio Yunanca titreme anlamına geliyor, Sigri’nin de adını yöreyi uzun süre etkisi altına almış sıtma hastalığının yarattığı titremeden aldığı rivayetler arasında. Doğal tarih Müzesi ve Sigri Kalesi ve köyün hemen girişinde bulunan Agios Nikolaos Kilisesi görülebilecek yerler.

Sigri

Sigri

Sahili ince kuma sahip olan Sigri’nin de suyu soğuk ama konumu ve temizliği tek kelimeyle muhteşem. Köyün dört kilometre ilerisinde bulunan Faneromeni sahili de görülmeye değer. Lesvos Adası’nın en büyük doğal limanı olan Sigri’ye sadece Remezzo Restoran’da yemek için bile gidilir. Özellikle böcek sevenler buraya bayılacak. Istakozlu makarna bizim favorimiz.

Sigri

PLOMARİ

Midilli’den sonra adanın en kalabalık bölgesi, özellikle farklı mimarisi ile dikkat çekiyor. Sabunun vatanı denilen Plomari’de çok fazla sayıda zeytinyağı fabrikası ve sabunhane mevcut. Lesvos’un güney sahilinde bulunan Plomari’de Uzo Müzesi ve sabun müzesi görülebilecek yerler arasında.

Özellikle sahilleri bakımından adanın en popüler yerleri arasında bulunan Plomari’de Agios İsidoros, Ammudeli, Melinda ilk sıralarda yer alır. Yunanistan’ın en temiz on yedinci sahili seçilen Agios İsidoros, küçük çakıllı sahiliyle tercihiniz olabilir.

Plomari

MİSTEGNA

Adanın kuzeyinde bulunan bu minicik köyü arkadaşım Aysim’den duydum. Midilli’den  on altı kilometre uzaklıkta bulunan köyün adını sulu bölge olduğu için mi-stegni yani kuru olmayan bölge anlamına gelen kelimeden aldığı rivayetlerden biri.  Zeytin ağaçları içinde olan köy, kilisesi, minik kahvesi ve harika deniziyle sakinlik arayanlar için ideal. Midilli’de ilk durağımız olan Mistegna ve hemen kıyısındaki balık restoranı -ki burada restoranlar taverna olarak biliniyor- gezimizin ilk durağında bize çok güzel enerji depoladı.

Mistegna

Midilli’de ne yenir derseniz, kabak çiçeği kızartması benim için ilk sırada geliyor. Bezelye ile yapılan fava, Saganaki denilen bir çeşit peynir kızartması, şarapla pişirilmiş ahtapot ve tabii ki tüm deniz mahsulleri. Tazelik ve ucuzluk bakımından insanı şaşırtacak kadar fark var aramızda komşu ile. Türkiye’nin neredeyse üçte bir fiyatına mükellef bir sofra kuruluyor burada.

IMG_4107

Midilli’den alınacaklar deyince en başta tabii ki seviyorsanız Barbayanni rakı. Biz mavi etiketli olanını seviyoruz. Mastika yani sakız likörü, feta cheese denilen, salata üstüne koyulan peynir ve mandalina, fıstık reçeli benim favorilerim arasında.

Yazacak çok yer bulabildiğim Yunan adalarından olan Midilli’de elbet çok daha fazla anlatılacak şey var. Kimbilir belki başka bir yazıda…

Kalispera…

Molivos

1 Comment

  • Reply mavianne 03 Ağustos 2016 at 12:34

    harika bir tanıtım yazısı olmuş kalemine sağlık tatlım
    bunlar aklımızda bulunsun gidecek olduğumuzda faydalı olacak bilgiler teşekkürler

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com