Bu Senin Hikayen

0

Yaşadığınız şehirde turist oluyor musunuz zaman zaman? Tavsiye ederim, alın çantanızı çıkın sokağa. Nerede ne var, en uygun zamanlar, en uygun şartlar, en uygun ulaşım, aynı yabancı bir şehirde gezer gibi. İyi geliyor, hele yanınızda bir de kafa dengi kişiler varsa tadına doyum olmuyor.

2019 yılının ilk haftasını kapatırken ve ilk Cuma günü Çemberlitaş’ta mini bir tur yaptık biz de. Lise yıllarında öğretmenim olmuş, orta yaşlarımda da en yakın dostlarım olan Ayşegül Bahar İnam ve Fadıl İnam’ın da bir eser ile katıldıkları Brand New Art Project kapsamında Bu Senin Hikayen adlı karma resim sergisi oldu ilk durağımız. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Çemberlitaş’taki Basın Müzesi’nde gerçekleşen sergide toplam 50 sanatçı eserleriyle yer alıyor ve bu sergi 11 Ocak’a kadar ÜCRETSİZ olarak ziyaret edilebilir. Ayrıca sergi kapsamında konusunda isim yapmış sanatçıların da söyleşileri oluyor. Biz senarist Can Dizdaroğlu ve Mert Dikmen’in günümüzde sinemacılık konusundaki söyleşisini dinledik ve çok keyif aldık. 9 Ocak’ta ise Son Elli Yılın Hikayesi adlı söyleşisi ile yazar Nazan ÖÇALIR var.

60 bin bir kurşun kalem noktası ile yapılmış Atatürk portresi en çok ilgimi çeken eserlerden oldu. Son bir noktanın anlamı Atatürk’ün gözbebeğimiz olması ve gözüne konmuş son nokta. Günde yarım saatten fazla çalışamadığını söylüyor eser sahibi Atilla Yıldırım, gözleri yorduğu için. 0.5 ve 0.7 uçlu kalemlerle yapmış bu çalışmayı.

Tabii benim için serginin kıymetlisi KÖREBE OYUNU ve izninizle hikayesini, eserin sahiplerinin kelimeleriyle anlatmak istiyorum.


Bizim hikayemiz bir “oyun” ismiyle başlar. Saklambaç oyunu (sanatçı Nilüfer okumuş) şarkısını çok beğenen annemiz Aynur İnam, bestekar ve güftekar babamıza sen de bir oyun için söz yaz,beste yap der. Aklına da ilk “Körebe oyunu” gelir. Babamız Turan İnam bu teklife sıcak bakar. Alır kalemi kağıdı başlar uğraşmaya. Yıllardır şarkı sözü yazan, şiirleri olan bir kişi olarak bir türlü yazdıklarını beğenmez. Annemiz de bir kenarda kalemi kağıdı alıp başlamış aklına gelenleri yazmaya. Yıl 1968 ve annemizin bugüne kadar hiç böyle denemesi olmamış, böyle bir yeteneğinden de haberdar değilmiş. Yazdığı satırları babamıza göstermiş. O satırları okuyan babamız kendi yazdıklarını bir kenara bırakıp onunkiler ile yola çıkmış. (Bu tarihten sonra duyduğuna,gördüğüne,sevdiğine de birkaç satır karalamaya başlayan annemiz kendine şair demez ancak,oğlu Fadıl İnam aile içinde hatırlanacağı bir kitapta ilk şiirlerini topladı ) Zamanın en önemli kurumu TRT için hazırlıklar yapıldı. Şimdiki gibi teknoloji nerede. El ile çizildi portre, el ile yazıldı notalar. Kendilerince çok beğenilen eserleri iadeli taahhütlü verildi postaya, yollandı TRT kurumuna. Çok iyi haberler beklerken “müstehcen” bulunarak eserin okunmaya hak bulunmaması üzdü herkesi. Babamızın halen TRT’de okunan eserleri bulunmaktadır. (Bana yalnız acılar kaldı hatıra senden,… Hülyalı bakışların hayalime gelince ,… Işıl Işıl mavi gözler- Turan&Aynur İnam,. Ya seni seversem ne olur halim,…vb gibi 11 eseri okunmakta ) Annemizin sözleriyle babamızın bestesi olan bu şarkı tüm aile tarafından bilinir ve sevilir. 1991 senesinde annemizin kitabı yayınlandığında ben de Ayşegül Bahar İnam olarak çizgilerim ile kitabı süslemek istedim. Körebe oyunu için yaptığım çizgiler kitap kapağını oluşturdu. Ağacın dallarıyla kızın gözlerini kapatmam ,körebe bağı oluşturmam ilgi çekti. Annemiz yıllardır bir yerlerde beğenilmeyi bekleyen körebe şarkısını her zaman dile getirir. Bu sergi tam bizlik oldu. Hikayemiz harika bir sergiyle vücut buldu. Aldatılan bense aldanan o oldu. 

İçinizdeki cevherleri ortaya çıkaracak ortamlar bulmanız dileğiyle sevgili okur.

Ocak 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here