Marmara

Cumalıkızık Gezisi

14 Ağustos 2017

Ha bugün ha şimdi ha yarın derken nihayet Cumalıkızık gezisi yaptık. Hem de yılın en sıcak günlerinden birinde ve en yoğun saatlerde. Olsun, hiç de pişman olmadık. Üstelik gitmeden, eş dostun Cumalıkızık hakkında söyledikleri olumsuz düşüncelerin etkisi altında kalmadan gezdik o dar sokakları. Ama önce Sapanca’dan yola çıkış maceramızla başlamalıyım, çünkü otuz kilometre yol gidip bir saatte ancak hedefimize olan mesafenin onda birini kat etmiştik. Nasıl mı? Kapalı olan yolu bize önceden söylemeyen şu yeni icat Mandekssss sayesinde. Biraz da sabah mahmurluğu, erken u dönüşü yapamayınca Sapanca-Bursa yolunu Adapazarı üzerinden gerçekleştirdik. Tek başıma olsam sorun değil de, üç araba arka arkaya bir de içleri altı şahsına münhasır ergenle dolu olunca…

Yolunuz Karamürsel’e düşerse, Oluklu mevkii diye geçen ve körfezin eşsiz manzarasına hakim Aşıklar Tepesi’ne uğramanızı tavsiye ederim. Biz kahvaltı için burayı tercih ettik ama siz, ister yemek, ister gün batımı isterseniz de bir kahve molası için uğrayın. Biraz tepe tırmanıyorsunuz ama yol çok güzel. Meyve ağaçları arasında giderken, sağa sola bakmaktan nasıl geldiğinizi anlamıyorsunuz. Kahvaltısı da güzel en azından seçme şansınız çok. Bizim ekibin her birinden ayrı ses çıkınca; simit, yumurta, gözleme…

Mandekss bu sefer şaşırmadı ve öğlen sıcağında bizi sağ salim Cumalıkızık’a getirdi. Köyün kurtuluş günü mü diye düşünmeden edemedim kalabalığı görünce. Üstelik sadece yerli değil yabancı turist de çoktu. Meğer o gün Ahududu Festivali varmış. Biraz Safranbolu, biraz Kavala’yı andıran dar, arnavut kaldırımlı sokaklarında yürürken 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan köyü bugüne kadar görmediğime şaşırdım doğrusu. Tamam fazla alışveriş merkezi gibi olmuş olabilir, kurulan tezgahlar çok fazla ticari gelebilir ama sonuçta Osmanlı’nın doğuşu olan bu topraklarda gezilip görülecek yerlerin başında geliyor bana göre. Ha bir de Kınalı Kar dizisi burada çekildikten sonra çok daha fazla ziyaretçi akınına uğramış köy.

700 yıllık bir vakıf köyü olan Cumalıkızık, Uludağ’ın  eteklerinde yer alıyor. Cumalıkızık adı nereden geliyor diye insan düşünmeden edemiyor tabii. Bu konuda çeşitli savlar varmış. Biri; Bursa’nın fethinden sonra bölgedeki ilk Cuma namazının burada kılınmasından dolayı bu adın konulduğu. Diğeri de aslında köye başlangıçta Camilikızık denmiş, sonradan değişmiş. Bu arada kızık ne demek diye merak ederseniz; Oğuzların 24 boyundan gelen Kızık boyu, Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli rol oynamış.

Malum ergenlerin ilgi alanı farklı olunca iki, üç katlı ahşap evlerin arasından yürüyüp bir kahvede soluklandık. Caminin hemen karşısında bulunan kahvenin ev yapımı limonatası tüm yorgunluğuma değdi doğrusu. İçlerinde yaşamın sürdüğü evlerin hemen hepsinin önünde kadınların kendi ördüklerinden tutun da ahşap oyuncağa kadar her şey var. Fakat o kadar panayır gibi ki, evlerin güzelliği kapanmış. Oysa neredeyse her evin avlusu bir müze gibi. Bu arada Cumalıkızık kahvaltı için de çok güzel göründü bana. Bahçelerinde gözleme yapan kadınlar, yöresel reçeller…Bir dahaki sefere kahvaltıya gidilebilir.

Cumalıkızık’ta görülecek yerler

-Cumalıkızık Etnografya Müzesi

-Anıt Çınarlar

-Cumalıkızık Evleri

-Cumalıkızık hamamı

Cumalıkızık’a gelmişken Bursa’ya uğrayıp iskender yemeden dönmek olmaz dedik. Teknolojik Anneler’in İpek’i bize 1964’den beri hizmet veren Cemal ve Cemil Usta’nın meşhur Uludağ Kebapçısına gitmemizi önerdi. Eski garajın oradaki adres kesinlikle en doğrusu diyordu herkes ve gittik denedik hak verdik. Üzerine bir de kestane şekeri ile cila yaptık ki, tadı damağımızda kaldı.

Bu yazıyı okuyanlara bir de özel bilgi geliyor şimdi. Bu da sevgili İpek’ten geldi. Bildiğimiz pek çok yabancı markanın Türkiye’de üretildiği yer olan Yeşim Tekstil, Cumalıkızık’a çok yakın mesafede. Köye gitmişken çok ekonomik alışveriş yapabilirsiniz fabrika satış mağazasından. Benden söylemesi. Ankara Yolu cad. No:900

 

 

2 Comments

  • Reply Mavianne 15 Ağustos 2017 at 00:08

    Şahane bir yazı yine kalemine ve yüreğine sağlık banucum

    • Reply Banut 15 Ağustos 2017 at 09:53

      Canım benim çok teşekkürler. Güzel yerler var ülkemizde yeter ki kıymetini bilelim

    Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com