Karadeniz

Kartalkaya Golden Key Otel

16 Ocak 2017

İstanbul’da kar yok muydu da kalktınız Kartalkaya’ya gittiniz diyenlere son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim; kabus değil rüya görmekti isteğimiz.

Beyaz bir cennete ve sessizliğe uyanmak, doğanın en güzel manzaralarından birini sunan Köroğlu Dağları’na karşı tavşan kanı çayımızı yudumlamak, doğanın içinde doğaya uyum sağlayarak, rüzgarın, karın, güneşin sesini ve işaretlerini takip ederek özgürlüğün tadını çıkarmak için İstanbul’un değil de geçen yıl olduğu gibi Kartalkaya’nın beyazını tercih ettik. Üçümüzün her daim bir arada olamadığı kış tatillerinde bu defa şansımızı zorladık ve çekirdek aile olarak rotamızı ülkemizin şale tarzı tek butik dağ oteli olan Kartalkaya Golden Key Otel’e çevirdik.

Geçtiğimiz kış sezon açılışını yaptığımız oteli uzun uzun yazmıştım hatırlarsanız. (Yazı için Tık Tık) Bu yıl da personelin güleryüzünde, yemeklerin sağlıklı ve doğal oluşunda, otel mimarisinin ödül alacak kadar şık, mütevazi, dağ havasını yansıtan bir tarz sunmasında, spa merkezinin insanı pamuk gibi yapan maharetli çalışanları ve konforlu ortamında, açık havada kar eşliğinde yapılan jakuzi sefasında, kahvaltıdaki ev yapımı reçellerde, oda servisinin herhangi bir isteğinizi beş dakika içinde gerçekleştirmesinde, Genel Müdür Evin Tutkanoğlu’nun 7/24 işin başında olması ve her konukla ayrı ayrı ilgilenmesinde, Kudret Bey’in sevecenliğinde, İtalyan mutfağı konusunda parmaklarınızı yiyeceğiniz Brasserie’de, kayak odasındaki her yaşa ve dereceye uygun malzeme temininde hiçbir değişiklik yok. Hatta hepsi bir adım önde olarak devam ediyor.

Bu yıl, geçen yıldan farklı olarak kızımız Duru da bizimle geldi. Yedi yaşından beri kayak yapan ve son birkaç yıldır da arkadaşları ile toplu olarak kayağa gittiğinden geçtiğimiz yıl bizimle gelmemiş fakat bizim gerek pistler gerekse otel hakkındaki yorumlarımızdan bu yıl yola ilk çıkan oldu.

Kayak tatili bizim evde anne kız olarak yapılır normalde. Bu arada zannetmeyin ki ben mükemmel bir kayakçıyım, siyah pistlerden slalom yaparak iniyorum. Duru’nun altı yıllık kayak mazisi ne ise benim de o, tek fark o yedi yaşında başladı ben otuz beş. Erkan’ın kayak konusundaki kararı ise her konuda olduğu gibi kesin ve net, SEVMİYOR. Hal böyle olunca da biz kayağa giderken o şehirde kalmayı tercih ediyor. Tek istisna Golden Key Kartalkaya. Neden mi?

Kayak yapmayanlar Kartalkaya Golden Key Otel’de Ne Yapar

  • Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra Köroğlu Dağları’na karşı kahvesini içerken gazetesini okuyup, pistlerden nokta şeklinde kayanları izlemesi
  • Düzenli yaptığı sporunu otelde de devam ettirebilmesi
  • Spa bölümünde Bali’li masözler
  • Dinlenme bölümünde şekerleme yapıp, doğal çayları tatması
  • Açık havada, kar manzarası eşliğinde jakuzi keyfi,
  • Dev kütüphaneli salonda kitabını okurken bir yandan da bilgisayarında işlerini takip edebilmesi
  • Kar manzaralı kapalı havuzda sporuna ya da keyfine devam edebilmesi
  • Otelin her an hazırda bulunan aracı ile pistlerin bitimindeki kafelere istediği zaman gelip bizimle beraber vakit geçirebilmesi
  • Lobideki köşe koltuklarda oturup şömine karşısında cep telefonu ile istediği kadar ilgilenmesi
  • Kar motoru eşliğinde çevreyi ve doğayı tanıması

Kayak yapanlar için ise Kartalkaya zaten ülkemizin en çok tercih edilen bölgesi. Pistlerin fazlalığı ve uzunluğu, Ankara ve İstanbul’a yakın olup günübirlik ulaşımının kolaylığı, doğal güzelliği gibi pek çok sebep tercih edilmesinde önemli. Otel seçimi için de farklı alternatifler olmakla beraber Golden Key ‘nin diğerlerinden farkı, butik olması sebebiyle sakin ve kafa dinlemek için ideal olması. Sadece 41 odası olduğundan lobiye, restorana, kayak odasına, havuza düşen insan sayısı da o kadar az. Şehrin kalabalığından ve fazla insanından sıkılan benim için bu, çok büyük lüks doğrusu.  Bu defa gittiğimde kitap okumayı abarttım ve üç günde orta kalınlıkta sayılabilecek iki kitap bitirdim. Hem de lobide, sessiz salon denilen dev bir kütüphane ve iki şöminenin olduğu salonda, havuzda…Tek bir gürültü olmadan. Çocuk için uygun mu derseniz, çok güzel bir çocuk oyun odası da mevcut. Yalnız sömestre tatili dışında bakıcı abla yok.

Bu yıl Golden Key Kartalkaya hakkında bana en çok sorulan şey şu oldu; pistlere direkt çıkış yok, bu da kayak oteli için tercih edilen bir şey değil, zor olmuyor mu kayakları taşımak?

Hiç olmuyor çünkü kayakları siz taşımıyorsunuz. Zaten Doruk Ve Kartal pistlerine iki dakika olan kayak odasından her an kalkan otelin özel minibüsü (shuttle)  sayesinde ve çoğu zaman da aracı kullananın desteğiyle kayaklarınızı arkadaki sepete koyup gidiyorsunuz. Dönüşte de bir telefon yeterli, araç anında geliyor. Kartalkaya’da kayanlar bilir Doruk ve Kartal adlı iki pist vardır. Kartal bölgesinde kalanlar sadece bu pisti, Doruk bölgesinde kalanlar da burayı kullanabilir. Golden Key Kartalkaya’nın konuklarına sunduğu en büyük avantaj, kaldıkları gün sayısı kadar ücretsiz verilen ski pass’lar her iki pist için de kullanılabiliyor.

Doğaya her daim önem veren ve yazın Bördübet’te de doğa ile iç içe dinlenmenizi sağlayan Golden Key dağda da size huzur vermeye devam ediyor anlayacağınız. Bizim biraz huzur, saflık, temizlik ve arınmaya ihtiyacımız vardı, üç gün kaçtık. Şimdi elimizden geldiğince beyaz bir sayfa açıp haftaya başlıyoruz. Size de iyi bir hafta diliyoruz.

TEL: + (90) 374 234 5059

3 Comments

  • Reply Julide 16 Ocak 2017 at 09:36

    Her kelimesine katılıyorum

  • Reply elif 16 Ocak 2017 at 10:29

    Çok çok imrendim..Keşke fiyatlar da makul olsa. Çok güzel bir otel.

  • Reply mavianne 17 Ocak 2017 at 13:16

    çok güzel keyifle huzurla bir üç gün olmuş ne mutlu
    manzarası ve konforu ile çok ideal görünüyor
    sevgiler

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com