Kanada Ne İçsek / Ne Yesek

Toronto’da Simit ve Çay

25 Ocak 2017

Yurt dışında bulunduğumuz sürelerde en çok özlediğimiz şey simit ve çay olur hiç tartışmasız. Evimizin altında simitçi olduğundan kahvaltıda, beş çayında, akşam yemeğini uydurma olarak geçiştirmek istediğimizde hep simit vardır masamızda.

Toronto’ya gelirken de simitsiz kalmamak için bavula on tane atıverdik, havalimanında yakalanma korkusuna rağmen. Biz keyifle simitleri çıkarırken kibarca bize burada simit olduğunu söyledi Berrin, fakat yarım ağız güldüm. “Simit, vatanında olur buradaki kimbilir neye benziyor” dedim ne yalan söyleyeyim.

Bu sabah kahvaltı için Simit & Chai adlı mekana giderken kapısında nazar boncuğu, duvarlarında kilim asılı, bir köşesinde süs olarak nargilenin bulunduğu otantik bir dükkana hazırlamıştım kendimi. O da ne, arabadan inerken caddenin dokusunu bozmayan bir görüntü Simit&Chai.

Fotoğraf, budaviva.com sitesinden alıntıdır

Toronto ve Başarılı Türkler

Her zaman dükkan sahipleri Duygu Akbulut ve Candeniz Ülgen iş başında olurmuş ama bu sabah yoklardı ve kasada sanki kırk yıldır simit ve çay satan yabancı bir genç duruyordu. Ah be yavrum ben simitin sülalesini tanırım sen bana kalkmış zeytin ezmeli simidi tanıtıyorsun. Şaka tabii öyle güzel anlattı ki hemen bir traditioanal -geleneksel- siparişi verdim. Pastırma, domates, kaşarlı. Yanına da yine traditional -geleneksel- bardakta çay.

Sen kalk Toronto’ya gel, 787 King StreetWest’de simitçiye git pastırmalı simit ye. Dünya bizim evimiz diyorum da kimse inanmıyor. Toronto’yu simitle tanıştıran bu genç çiftin hikayelerini http://www.turkuaz.ca/hayaller-gercek-olsa/ da izledim. Gerçekten hayallerinin peşinden koşmuşlar. Aslında onlar anavatanına hasret olanlara simit sunarken, anavatanlarını da dünyaya tanıtarak geleneksellikle modernliği birleştirip sınırları kaldırıyorlar.

Toronto’da Simit&Chai baklavası, şekerparesi, Ege incirli muffin ve Türk kahvesiyle buradakilerin göz bebeği olmuş bile. Gelenler arasında bizden başka Türk yoktu bulunduğumuz süre içinde. Dükkanın kapısı uzun süre kapalı durmadı, sürekli giren çıkan ve kahve değil de daha çok çay içenler beni çok şaşırttı.

Çay, simit, şahane kadınlar ve Toronto’da başarılı Türkler.  Bundan daha iyisi nasıl olabilir ki?

1 Comment

  • Reply zeynep 26 Ocak 2017 at 15:57

    Banum simit kadar lezzetli bir yazı olmuş, sıcacık :) çok öptüm seni

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com