Ege Yurt İçi

>Seferihisar ve Urla

17 Mayıs 2010

>

Turumuzun son durağı kuzenim Bahar’ın haftanın neredeyse yarısını geçirdiği Seferihisar’a bağlı Gödence Köyü oldu. Burası hasret kaldığımız gerçek köylerden.. tezek kokusu, köy meydanı, arnavut kaldırımlı dar sokakları ve sabah ezanında öten horozlarıyla bizi gerçekten yıllardır köyde yaşıyormuş hissini yaşattı. Gödence, rakımı 450 olan oldukça virajlı yollardan geçilen Seferihisar’a bağlı bir köy ama çok fazla özelliği var. Necati Cumalı’nın kitabını yazdığı, içinde 3 zeytinyağı fabrikası bulunan bir köy. Ayrıca Ege Rallisinin etaplarından biri de bu köyden geçiyor. Zeytinyağının yanısıra, üzümü, pekmezi, kuru inciri de ünlü.

Kuzenimin evi ise köyün en şirini, en güzeli ve en ucundaki. Ahşaptan yapılmış bu sıcak ev tabi biz gelince daha bir ısındı daha bir canlandı. Benim Duru ve onun oğlu Deniz kah boğuşarak kah anlaşarak kah oynayarak kah hizipleşerek hepimize neşe kaynağı oldular. El üstünde kimin eli mi oynanmadı, Güzellik mi Çirkinlik mi…İskambil kağıtlarıyla oyunlar, masallar…

Gödence, Seferihisar’a bağlı olmakla beraber Urla’ya da çok yakın olduğundan ilk olarak bir Urla turu yaptık. Öğle yemeğimizi yediğimiz ”Beğendik Abi”den bahsetmeden geçemeyeceğim. Urla’nın geleneksel yemeklerini ve Ege’nin türlü ot yemeklerini tadabileceğiniz mekan bir aile işletmesi. Handan Hanım, eşi ve çocukları. Urla’nın denizinin çekiciliğine kapılıp sahildeki balıkçılar sizi şaşırtmasın çünkü içeride Urlanın asıl merkezinde Malgaca Pazarındaki Beğendik Abi’de yemeği kaçırırsanız bu dünyada çok şeyi kaçırmış olacaksınız. Neredeyse 14:00 e kadar tüm yemeklerin piştiği mekanda envayi çeşit enginarlardan birini ve çalkama yemenizi tavsiye ederim. Ya da en iyisi siz tüm lezzetlerden tadabileceğiniz karışık bir tabak söyleyin ama aklınız güveçte kalırsa bilemem…Urla’nın yerel halkının yaşamını, pazarını gördüğümüz tarihi turdan sonra iskeledeki deniz kokusu hafızama o kadar yer etti ki beni bir süre idare eder bu Ege kokusu. Çocukların oyun parkı diye tutturması üzerine park ararken önünden geçtiğimiz Urla’da doğan ve burada okula başlayan Yunanlı şair Yorgo Seferis’in evi şu an butik otel olarak kullanılıyor.

Seferihisar’ın 5 km. batısında bulunan doğal bir liman olan Sığacık’ın kalesi bizim veletlerin en az park kadar hoşuna gitti. Kale duvarlarına zıp zıp çıkıp kalenin tepesindeki kubbenin en ucuna kadar çıkıp yüreğimizi ağzımıza getirseler de çok güzel anlar yaşattılar bize. Sığacık; kalesi, meydanı, dar sokakları, iskelesi ile tam bir sayfiye kasabası.

 
Seferihisar’ın ”sakin şehir” ünvanı olan ilk Türk şehri olduğunu da burada öğrendim. Uluslararası bir belge olan bu ünvanı alan Seferihisar gerçekten de özellikle emekliliği geçirmek için ideal bir yer.
Nereye gidersek gidelim, dönüp geldiğimiz Bahar’ın evi her yerden daha güzeldi. Hele yaptığı yemekler, bahçeden toplayıp hazırladığı gelincik şurubu, reçelleri..hepsinin tadı damağımızda kaldı. Sofrada yapılan sohbetler, muhabbetler, çocukların çekişmeleri, annemle Alp’in coğrafi müzakereleri ile harika bir tatili Gödence’de tamamladık.
 
Sabah Gödence’den çıkıp İzmir üzerinden Bornovayı geçince olan Yaka Köyünde bir kahvaltı ettik ki, bunca yıl böyle bir köyün varlığından nasıl haberdar olmamışız şaşırdım doğrusu. İstanbul’un Polonezköy’ü gibi bir köy Yakaköy. Çok fazla kahvaltı, yemek mekanı olsa da biz Çiçekli Doğa’yı tercih ettik. İyiki de burayı seçmişiz, harika kahvaltısı, kibar sahiplerinden Fransızca öğretmeni Reyhan Çelik’in güleryüzü, mis gibi köy havası ile yol için enerji depoladık.Bir seyahatimiz de böyle geçti, çok okuyan mı bilir çok gezen mi…İkisi de.

7 Comments

  • Reply Gokyuzu99 17 Mayıs 2010 at 21:23

    >Gerçekten bize de iyi geldi sizin ziyaretiniz… Yine bekliyoruz. Ancak şunu da eklemeden geçemeyeceğim, sabah Deniz uyanıp sizin gittiğiniz keşfedince ilk yorumu "cadı gitmiş" oldu. Ama arkasından telefonda "Durucum, nasılsın?" diye konuşmayı ihmal etmedi kerata.

  • Reply Lacivert 18 Mayıs 2010 at 05:26

    >Bizim evde de Deniz aşağı Deniz yukarı vallahi…

  • Reply Seferihisar Cittaslow | Banu'nun Dünyası 01 Temmuz 2013 at 19:18

    […] önce anneanne-anne-kız arabaya atlayıp minik bir Ege turu yapmıştık. Detay için bir tık buraya. Bu sefer üçümüze dedemiz de eklendi ve Türkiye’nin ilk sessiz şehir (cittaslow) […]

  • Reply Armağan Portakal 02 Temmuz 2013 at 20:50

    “BEğendik Abi” de mutlaka yemek şart, daha önce hiç duymamıştım…

    • Reply Banut 02 Temmuz 2013 at 22:11

      Kesinlikleeeee uğra pişman olmazsın

  • Reply Teos Ormancı Tatil Köyü | Banu'nun Dünyası 12 Temmuz 2013 at 11:04

    […] durağımız Seferihisar’ı biraz anlatmıştım daha önceki yıllarda ama bu kez Seferihisar’da bir ev edindik kendimize. Yok yok satın […]

  • Reply Banu'nun Dünyası Teos Ormancı Tatil Köyü - Banu'nun Dünyası 09 Mayıs 2015 at 16:28

    […] durağımız Seferihisar’ı biraz anlatmıştım daha önceki yıllarda ama bu kez Seferihisar’da bir ev edindik kendimize. Yok yok satın […]

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com