Yunanistan Yurt Dışı

>TAŞOZ ADASI

28 Ağustos 2010

>

Her ne kadar planladığımız Yunanistan gezimiz son bulsa da daha görmediğimiz Taşoz(Thassos) Adası olunca bir gün daha tatilimizi uzatıp, Selanik’ten Kavala’ya doğru yola çıktık. Kavala’yı geçince Xanti’ye gelmeden Keramoti’ye sapıp bineceğimiz feribota doğru yol aldık. Yol çok sakin ve yeşillik. Küçük köylerden geçerek yol ayrımından yaklaşık 15 km. gidince Keramotiye ulaştık, son derece minik Çınarcık’a benzer bir yer ama feribotlar muhteşem. Eski gibi gözükseler de arabaları aldıkları yer iki katlı ve çok araba aldığı için sık sık ulaşım sağlanıyor adaya. Feribot saatini kaçırma diye bir durum söz konusu değil yani. Feribotta manzara harika, martılar sürekli size eşlik ediyorlar. Hatta elinizde yiyecek bir şey varsa dikkat etmekte fayda var, her an kapıp kaçabilirler. Feribot yaklaşırken adaya uzaktan şöyle bir baktım da epey büyük bir adaya benziyordu. 40 dakikalık bir yolculuktan sonra adaya vardık yolları takip ederek Patos’a doğru yola çıktık. Kavalalıların deniz için günübirlik de olsa denize girmek için tercih ettikleri Taşoz adası boyunca ilerlerken adanın yeşilliği karşısında hayran kaldık.

Taşoz çok ama çok büyük bir adaymış gerçekten de. Konaklamayı düşündüğümüz Patos’a doğru yol alırken adanın büyüklüğü ve yol boyu gördüğümüz mavi yeşilin tonları karşısında büyülenmiştik doğrusu. Sık sık ıssız koylarla karşılaşmamıza rağmen denize girmek ve konaklamak için Patos’a gitmeyi seçtik. Taşoz merkezden yaklaşık 20 km. sonra Patos’a vardık ama biraz daha yol kat edip öğle yemeğimizi Aliki’de salaş bir tavernada yedik. Aliki aynı zamanda bir kazı arkeoloji alanı ama biz buralarda hava sıcaklığı dolayısıyla gezmedik. Sahilinde yan yana birkaç salaş balıkçısı olan Aliki’de insanlar hem denize giriyor hem yemek yiyor. Harika bir manzara karşısında yediğimiz yemek sonrası , gelirken uğrayıp seçtiğimiz Kamari Otel’e yerleştik ve kendimizi denize attık. Otel, zeytin ağaçları içine konumlanmış ve kocaman havuzu ve yeşilliği olan bir mekan. Deniz, havuz, yeşillik ve odalarının şık dizaynı ile Kamari Otel’de güneşi batırdık ve akşam yemeği için Patos’un merkezine indik. Günlerdir deniz mahsülleri ve balık yemekten bıkmış olacağız ki, şehrin en iyi pizzacısı olduğu idda edilen ilk restorana kendimizi attık. Patos tam bir turistik mekan, hediyelik eşya dükkanları, barlar, kafeler, deniz kokan sokaklar.Yunanistan’a hele de Kavala’ya gelince Taşoz Adası mutlaka uğranması gereken bir mekan.
Dört dolu gün böyle geçti. Dedeağaç, Makri, Gümülcine, Fanari, İskeçe,Kavala, Selanik, Halkidiki, Yeni Mudanya, Taşoz Adası, Aliki, Patos….Geriye güzel anılar kaldı bir de Ulu Önder’imizin hatırları…Her seyahatin en güzel yanı yurda dönmek tabi, bayrağımızı görünce keyfime diyecek yoktu doğrusu.

1 Comment

  • Reply Oglak Kizlari 31 Ağustos 2010 at 09:03

    >Allahtan arada Sokakağzına gidip Midilli manzaralı birkaç gün geçirdik. Yoksa çatlardım kıskançlıktan.

    Yola devam.

    Gezginci anne Çiğdem

  • Leave a Reply

    Berlin in Berlin ödül almış, ödülden çok filmdeki erotik sahne konuşuluyor, Uğur Mumcu öldürülmüş…Nihan’ın iki ülke ve 20 yıllık zaman dilimini kapsayan hikayesinin arka fonunda Türkiye’nin o yıllardaki sosyal ve siyasi panoraması var…

    Kitabı okurken Banu Tozluyurt’un tanınmış yazarlara; bir Banu’luk yer açın ben geliyorum diyen ayak sesleri duyuluyor…

    Nihan, Kamer ve Seval’i babaları cumartesi günleri halaları Ayla’nın oturduğu Kadıköy’e götürürdü. Belki de balıkçılar çarşısında balık alırken yanlarından geçtiniz. Ya da Üsküdar’dan Nihan’la aynı vapura bindiniz, yanyana oturdunuz… Hikayedeki gerçeklik duygusu o kadar geçiyor ki insana sokakta yürüyen bir genç kıza acaba bu Nihan’mı diye bakabilirsiniz…

    Lale Celepoğlu

    D & R    /    İdefix    /    Kitap Yurdu    /    Babil.com